“KING IN THE NORTH” A.K.A. #NORDKAPP Türkiye’den Nordkapp’a 6 hafta ve 14.000 km’lik bir motorsiklet yolculuğu hikayesi

Kategori: Nordkapp

23 Haziran (Berlin)

Geç yatmama rağmen erkenden uyanıp, kahvaltı etmeyi unutup BMW Müzesine gittim. Bizim #stardust da evine dönmüş oldu 🙂

Müze BMW ailesine meraklılar için gerçekten de gidip görülmesi gereken bir yer. BMW Münih’in sanayii alanında oldukça büyük bir komplekse sahip. Yolun bir yanında büyükçe bir müze ve ofisler var. Diğer yanında ise BMW Welt (World, Dünya) dedikleri, hem taşıtların sergilendiği hem de satışın yapıldığı büyük bir alan var. Mimarisi çok etkileyici, eğimli ve cam duvarları ile organik bir bina içinde gibi hissediyor insan. Welt’in içinde asfaltlanmış yollar var, buradan bir araç aldığında isterseniz direk olarak sürerek çıkabiliyormuşsunuz. Bir elimde kask, diğerinde mont ile hızlı hızlı gezdim ikisini de. Bolca fotoğraf çektim. Daha fazla terlemeye dayanamayacağıma karar verdiğim noktada çıktım.

İlk başta planım Münih’den Prag’a geçmekti, ancak zamanım daralıyordu, dolayısıyla Prag’ı es geçip direk olarak Berlin’e geçtim.

Uzun bir yol aslında, tümünü otoban üzerinden gittim. Hız limitleri olmayan otoban konsepti burada daha anlaşılır. Yol dümdüz, genis ve asfalt çok iyi. Berlin’e oldukça hızlı geldim. Berlin’in yakınında gözüme güzel görünen bir kamp yeri bulamadığım icin bir hostelde kaldım. Şehre oldukça yakındı, gecelik 20€ ödedim. http://www.check-in-hostel.de de iki kişilik bir odada kaldım, yıllar sonra tanımadığım bir insan ile aynı odada uyumak garip geldi.

Hostele yerleşip dışarıya, kapının önüne park ettiğim #stardust’ın yanına sigara içmeye çıktığımda motoru dikkatle inceleyen kilolu bir adam vardı. Selam verdim. Başını kaldırdı, gözler şaşı. Hangisine bakacağım diye biraz endişe ederek uzunca bir süre konuştuk. Norveçli bir gezginmiş, işsizlik maaşı ile dünyayı geziyormuş. Gece yattığımda halen “işsizlik maaşı ile dünya gezmek” konseptini anlamaya çalışıyordum.

Günün GPS İzi: http://www.wikiloc.com/wikiloc/view.do?id=14052858

24 Haziran (Hamburg)

Sabah erken kalkma olayı iyice standart oldu. 7 gibi uyandım, hazırlandım ve Berlin duvarını görmek için yola çıktım. Berlin duvarını ve gestaponun bir zamanlar merkezi olan müzeyi gezdim. Kıyafetlerle müze gezmek pek kolay degil, ancak her faninin görmesi gereken yerler, savaşın ne kadar korkunç bir şey olduğunu daha iyi anlıyor insan. Duvar boyunca yürüdüm, bu kadar yakın tarihte böyle dehşet verici şeylerin yaşanmış olmasını sindirmeye çalıştım. Sindiremedim.

Berlin’de kısa bir şehir turu yaptıktan sonra yine otoban üzerinden Hamburg a geldim. Hamburg şehir merkezinde bir kamp yeri buldum. http://www.camping-buchholz.de Gecelik 15€ ödedim.

Yerleştikten hemen sonra taa Norveç’in ortasına kadar peşimi bırakmayacak olan yağmur başladı. MSR ile iyi bir çadır tercihi yapmışım, çadırın altı göl oldu ama yine de su almadı.

Şansıma o hafta sonu Hamburg’da HOG (Harley Owners) festivali varmış. Yüzlerce Harley vardı her yerde. Yağmur artınca hepsi çadırlarına ve karavanlarına döndü. Kamp yeri de ağzına kadar doldu. Resepsiyonun önündeki brandalar altında geç saatlere kadar azıcık ingilizce, azıcık almanca sohbet ettik. Yollarımızı, hayallerimizi konuştuk. Dünyanın dört bir yanından motorcularla benzer hayalleri paylaşıyor olmak ne kadar güzel!

Güneş’in batma saatleri iyice gecikmeye başladı. Saat 01:30 gibi, halen yarı aydınlık, ama bulutlardan pek de gözükmeyen bir gökyüzü altında uykuya daldım. Çadırın bradasına vuran yağmurdan daha güzel bir ninni var mı acaba?

Günün GPS İzi: http://www.wikiloc.com/wikiloc/view.do?id=14052932

25 Haziran (Kopenhag)

Geceden beri durmayan yağmur altında hazırlandım ve halen devam eden HOG’un sürücüleri ile vedalaşarak Hamburg’dan çıktım. Danimarka’ya girdiğimde yağmur o kadar şiddetlenmişti ki, mont ve pantolon su almasa da fermuarlardan boynumdan içime su girmeye başladı. Hava hızla soğudu. 10*C’yi gördüğümde durdum ve içime bir kat daha mont (evet mont) giyip devam ettim. Yol çok uzun olmasa da oldukça yorucuydu.

Kopenhag’a da aynı yağmur altında girdim, ancak bir süre sonra yağmur dindi. Çadırı kuru bir halde kurabildim. Kaldığım yer http://campingcopenhagen.dk eski bir kalenin kalıntılarıydı. Kamp yerinde çamaşır makinası ile kurutma makinası bulunca, çamaşır işini aradan çıkarttım.

Güneş ben uyuduğumda halen parlıyordu. Kamp yerine 12€ verdim. Çadırda ilk defa üşüdüm. Benim yaşlı Ferrino uyku tulumu bu kadar soğuğa yetmiyor.

Günün GPS İzi: http://www.wikiloc.com/wikiloc/view.do?id=14052936

Yorumlar

Bir Yorum

Bir Cevap Yazın