“KING IN THE NORTH” A.K.A. #NORDKAPP Türkiye’den Nordkapp’a 6 hafta ve 14.000 km’lik bir motorsiklet yolculuğu hikayesi

Kategori: Nordkapp

26 Haziran (Fredrikstad)

Kopenhag dan çıktıktan sonra Malmö’ye gecen köprü aynı zamanda Danimarka İsveç sınırı. Dev gibi, sonsuz bir köprü. Git git bitmiyor. İsmi Öresund Köprüsü. Geçiş için ~20€ ödedim.

Köprü çıkışında pasaport sormadılar ama neden geldin, ne kadar kalacaksın diye sordular. Motordan inmeme gerek kalmadan geçtim. Yağmur ara ara devam etti, ama bir önceki gün gibi değildi. Nispeten sakin Norveç’e girdim ve Oslo’nun biraz güneyinde, Kristansand isimli kasabada kaldım.

Norveç için trafik kuralları çok katı, cezalar çok yüksek diye çok uyarmışlardı. Haklıymışlar. Özellikle şehirlerin girişinde ve çıkışında bol miktarda hız kamerası var. Gerçi önden çekiyorlar, motorda önde plaka yok, nasıl olacak bilemedim ama, yine de tedbiri elden bırakmadan, 50-70 bandında sürdüm.

Vardığımda hava oldukça soğuktu, ara ara yağmur devam ediyordu. Çadır yerine ufak bir motelde (http://www.fredrikstadmotel.no) kaldım. Gecelik 30€ ödedim.

Kaldığım yerdeki resepsiyondaki abla ile geç saatlere kadar Norveç üzerine sohbet ettik. Ülkenin gündeminin bizimkilerden ne kadar farklı olduğunu, ne kadar başka (ve bizler için fasülye) dertler yaşadıklarını gördüm ve dinledim. Kuzeyin başka hayatlar yaşadığını bir kez daha anladım.

Ayrıca havanın ortalama bir Norveç’li için en büyük gündem olduğunu, bizdeki havadan sudan konuşma gibi, Norveçlilerinden de bolca havadan konuştuğunu öğrendim. Haksız da sayılmazlar aslında, öyle tutarsız bir hava var ki, konuşacak baya malzeme çıkartıyor.

Norveç’te hava bilgisi alınabilecek iki servis var https://www.yr.no/en (ir diye okunuyor) ve http://www.storm.no yolda her ikisini de kontrol etmek lazım, pek tutturamıyorlar.

Norveçte kamp yeri bulmak için denk geldiğim en güzel uygulama https://www.norcamp.de detaylı bir arşivi var, kısmen de olsa offline çalışabiliyor.

Güneş batışını ve doğuşunu göremedim. Estonya’ya kadar da bir daha görmeyecektim.

Günün GPS İzi: http://www.wikiloc.com/wikiloc/view.do?id=14052942

27 Haziran (Mandal)

Sabah erken çıkıp önce Oslo’ya uğradım. Oslo’da motorun 10.000 bakımını yaptırdım. Ancak durduğum yerdeki yazılım kontrol ünitelerinde bir arıza olduğu icin Oslo’nun çıkısında bir yerde daha durup yazılım icin ufak bir servis daha geçirmem gerekti.

İlk servis için durduğum yerde sohbet muhabbet derken geziden bahsettim, yağmurdan bahsettim, onlar da bana baya dandik de olsa bir alt-üst yağmurluk hediye ettiler. Yağmur geçirmese de kıyafetler, ıslandıklarında çok soğuyorlar, yağmurluk canmış.

Servis için 220€ verdim. Türkiye ile neredeyse aynı oldu. Ki zaten olmasaydı da başka çarem yoktu.

Norveç’de şehir merkezlerine girmemeye çalıştım genelde, iyi de bir karar vermişim. Şehir merkezlerinde çok radar var ve hız limitleri çok düşük. Git git bitmeme durumu insanın içini şişiriyor.

IMG_1428

Servis işlerini bitirdikten sonra sahil hattından devam edip Norveç’in güney ucuna, Mandal’a geldim.

Aksam bir kabinde kaldım http://www.sandnescamping.com, 40€ ödedim. Gece çok geç saatte varmıştım, daha iyi bir opsiyon için vaktim kalmadı. Yağmur akşam yine sakinledi, kaldığım kabinin balkonunda da muhteşem bir fyord manzarası vardı. Kör topal çalışan internet bağlantısı ile işleri biraz toparladım. Üstümdeki poları çıkartamıyorum artık, hava güneşli de olsa serin.

IMG_1448

Günün GPS İzi: http://www.wikiloc.com/wikiloc/view.do?id=14052952

28 Haziran (Preikestolen)

Sabah yola çıkıp bir ümit Preikestolen’e tırmanabilirim diye Stavanger’in biraz doğusuna gitmeye karar verdim. Akşam bir telekonferas yapmam lazımdı, haliyle de vakitlice yerleşmem, internet, bilgisayar vb. hazırlanmam lazımdı. Erkenden yol çıktım. Ana yollardan ayrılıp, dağ ve köy yollarını kullanarak Norveç’in güneybatı hattını takip ettim.

Yol boyunca pastoral tablolardan sürüyor gibiydim. Renkler parlak, doğa her yerden tüm güzelliği ile fışkırıyor sanki. Hava bir yağıp bir duruyor, biraz yorulmaya başladım, malum günlerdir molasız sürüyorum.

Preikestolen’e gelirken ilk feribotuma da bindim. 5€ civarıydı.

IMG_1439

Feribottan indikten sonra Preikestolen’e doğru kıyın kıyın tırmanmaya başladım. Genel olarak yürüyüşlerin başladığı ve yürüyüş rotasına en yakın yerdeki alanda kalmayı hedeflemiştim. Yağmur ve soğuk bir havada alana vardım. Tahminimden çok daha kalabalıktı. Hava da sakinleyecek gibi durmadığı için hostelde kalayım dedim. Sadece 8 kişilik odalarında yer vardı, https://www.preikestolenfjellstue.no da kaldım, gecelik 12€ verdim. Kaldığım yer büyükçe bir evin bir odasıydı. Her bir odayı boyutuna göre 4-6-8 kişilik yatakhanelere dönüştürmüşler. Benim kaldığım odaya mutfaktan giriliyordu, haliyle her girip çıkıldığında yoğun bir yemek kokusu da girenle beraber odaya doluyordu.

Yerleştikten sonra kalacağım binanın önündeki banklara kuruldum, bilgisayarı açtım, internet çekmeyince, bu manzarayı bırakıp resepsiyona gitmek yerine roamingi açıp toplantımı yaptım. Kamerada arkadamda sonsuz gibi görünen bir fyord vadisi ile müşterim de pek dikkatini bana veremedi sanki.

Bilgisayarın pili bitince eşyalarımı toparlayıp Preikestolen’e tırmanmak için hazırlandım. Ancak ben hazırlanana kadar hava kapattı, yağmur ve yoğun bir rüzgar başladı. Yanımdaki ranzada kalan kız da sırıl sıklam geri dönüp yağmurdan tırmanamadığını söyleyince çok istesem de vazgeçtim. İyiki de geçmişim, inat edip tırmananlar gece 2de ölü gibi döndüler.

Ben de bir kahve koyup iyisinden birkaç saat boş boş manzaraya baktım. Saat 23 gibi bir yağıp bir duran yağmurda gökkuşağı da çıktı iyi mi? Gece yarısı gökkuşağı pek sık görünmezmiş, şanslıyım bugün demek ki! Toplantım da iyi geçti zaten.

Kupada buz gibi olmuş kahve de ısıtmaz olunca, odaya gittim. Ranzama tırmandım ve yattım. Uzun yıllardır böyle kalabalıkta uyumamıştım, biraz garip geldi.

Pek rahat bir gece değildi. Horlamalar, yemek kokuları ve alt ranzada yatan arkadaşın whatsapp mesajı sesleri eşliğinde biraz zor uyudum.

Günün GPS İzi:http://www.wikiloc.com/wikiloc/view.do?id=14052962

Yorumlar

Bir Yorum

Bir Cevap Yazın