“KING IN THE NORTH” A.K.A. #NORDKAPP Türkiye’den Nordkapp’a 6 hafta ve 14.000 km’lik bir motorsiklet yolculuğu hikayesi

Kategori: Nordkapp

2 Temmuz (Lofoten — Leknes)

Sabah yine erken yola çıkıp Lofoten Adaları’na geçmek icin yola çıktık. Arctic Circle’a girişte yer alan anıta uğradık, fotoğraflar çektik. Zaman baskısı sağolsun, oyalanmadan yola devam ettik. Feribotun kalktığı yer olan Bodo’ya, ara ara yağan yağmur altında geldik. Bir önceki güne göre daha soğuk ve ıslak bir sürüş oldu.

Saat 15’deki feribota saat 13 gibi geldik, bilet kalmamıştı, daha doğrusu biletlerin sadece %40’ını online satıyorlardı ve vardığımızda orada olan feribota binemedik. 3 saate yakın bekledik. Bir sonraki gemi yanaşırken neden gidip şehri gezmediğimize hayıflandık.

 

Bir sonraki feribota bindik. Feribot bizdeki deniz otobüsleri gibi, belki biraz daha büyük. Dışarıda fırtına koparken denizin üzerinde bir perde gibi duran Lofoten adalarını izleyerek 3 saate yakın gittik. Lofoten adalarına “Büyük Atlantik Duvarı” diyorlar. Adaların üzerindeki yüksek sıra dağlar, kutuptan gelen sert havayı göğüsleyip iç kıyıları daha sakin yapıyor. Feribotta akşam kalacak yer aradık uzun uzun. Kamp yapılacak gibi değildi hava, kabinlerde de boş yer bulamadık. Son şans AirBnb’den bir ev bulduk.

IMG_1685

Feribottan indiğimizde saat 22’yi geçiyordu. 1 saate yakın daha sürerek airbnb üzerinden bulduğumuz eve geldik. Kaldığımız ev o kasabanın eski posta idaresiymiş. Yüksek tavanlı, pek de ev gibi olmayan (ayarsız büyük bir hol, ufacık odalar vb) evde kaldık, 85€ ödedik.

Yemek bile yemeden uyumuşuz.

Günün GPS İzi:http://www.wikiloc.com/wikiloc/view.do?id=14053076

3–4 Temmuz (Tromso)

Lofoten Adaları’ndan çıkıp Tromso’ye sürdük. Lofoten Adaları, birbirine köprüler ve tüneller ile bağlanmış onlarca adadan oluşan bir sıra. Üzerinden geçen yol dağlar yüzünden kıyı hatlarını dolandırıyor. Dolayısıyla haritada kısacık görünen yol çok uzun sürebiliyor.

Özellikle Fyordların çevresini dolanırken biraz içim şişmeye başladı. Yarım saat bir yöne gidip, bir köprü geçip, tam tersi istikamette gidiyoruz bir yarım saat daha. Hepi topu 3 km ilerlemiş oluyoruz sonunda da.

Norveç’de geçirdiğimiz diğer her gün gibi muhteşem manzaralar ve biraz yağmur ile Tromso’ye vardık. Bir gün öncesinden airbnb üzerinde bir yer bulmuştuk, gecelik 70€ ödedik.

Neredeyse her Airbnb macerası gibi ev sahibini biraz bekledikten sonra eve girebildik. Bu sefer bir kapalı otoparkımız da vardı. 2 gece geçireceğimiz için pek mutlu olduk.

Tromso ufak bir şehir. Merkezi bir ada, hatta adanın sadece doğu-güneydoğu sahili. Her Norveç şehri gibi soğuk, temiz ve sakin. İlk gün dışarı bile çıkamadık. Berrak erkenden uyudu, ben de biraz işlerle ilgilendim. Ertesi gün evden olabildiğince erken çıkıp şehri gezdik. Pek gezilecek bir yeri de yok ama, merkezde güzel bir yerde bulup özel bir damıtma yöntemi ile yapılan kahvelerinden içtik. http://www.risoe-mk.no

IMG_1656

Yıl dönümümüz için eşime bir sürpriz yapmak istedim, ev sahibine neresi var diye sorunca http://emmasdrommekjokken.no  yu önerdi. Balina bifteği ve balık graten’i güzelmiş. Graten’i sevmedim, çok yağlıydı. Ama balina bifteği, yediğim en değişik etlerdendi. Aslında bildiğimiz biftek gibi, ama kendiliğinden tuzlu. Enteresan.

Eve geldiğimizde, banyo duvarında termostat kılıklı bir düğme farkettim. Sadece 30C ye kadar yükselebiliyordu, ne olduğunu kurcalamak için sonuna kadar açtım. Gece olduğunda farkettik ki, banyoda yerden ısıtma sistemi varmış. Yazın bile 10 *C’yi görünce sevinen memlekette, kışın banyoya başka türlü de girilmez sanırım.

Airbnb evlerinde kalmanın bazen güzel yanları da oluyor. Ev sahibi normalde burada oturduğu için evde baya erzak vardı. Arayıp biraz yanımıza alabilir miyiz, diye sorduk. Kabul edince biraz pirinç, baharat, ıvır zıvır aldık yanımıza.

Sürüşe bir gün ara vermek iyi geldi, dinledik. Malum, günlerdir hiç es vermeden sürüyordum.

Günün GPS İzi:http://www.wikiloc.com/wikiloc/view.do?id=14053086

5 Temmuz (Alta)

Aldığımız erzaklar ile dolu çantalarımızla otoparka indik ve çantaları yerleştirmekle uğraştık biraz. Her durduğumuz yerde gıdım gıdım bir şeyler alıyoruz, bitiremiyoruz ve yanımızda taşımaya devam ediyoruz. Gün geçtikte büyüyor yükümüz sanki.

IMG_1690 IMG_1691

Alta’ya doğru yola çıktık. Ya kara hattını takip edip 550km sürecektik, ya da bir ara yolu kullanıp feribota binip 400km. Ancak feribotun zamanını yanlış ayarlayınca fazladan 2 saat beklememiz gerekti. Feribotların kalktığı yerlerdeki iskelelerde hiç bir bina, korunaklı bir yer vb. yok. Sadece bir tane tuvalet binası bir tane de iskelenin feribotu karşılayan hidrolik sisteminin durduğu müştemilat var. Hiç nefes almadan yağan yağmurda 2 saat feribot beklemek için tuvalet binasının rüzgarın altında kalan yüzüne oturduk. Termosumuzdaki kahveyi soğutmadan ufak ufak içtik. Feribotun gelmesine yarım saat kala bir bisikletli çift geldi yanımıza. Bizim bir günde geçip bitirdiğimiz Lofoten’i bir haftada sürmüşler. Her gün bu yağmur altında bisiklet çok zor olsa gerek.

Feribottan indikten sonra da çok yağmur yedik. Hiç durmadı yağmur. Azıcık bile durmadı. Yorgun, üşüyerek Alta’ya vardık. Kaldığımız kabin http://www.campalta.no şehir merkezine oldukça yakındı ancak soğuktu ve internet yoktu. gecelik 50€ ödedik. Akşam yemeği için bol soslu bir makarna ve çorba iyi geldi. Üşüyerek ve yağmurun yarın dinmesini dileyerek uyuduk.

Günün GPS İzi:http://www.wikiloc.com/wikiloc/view.do?id=14053090

Yorumlar

Bir Yorum

Bir Cevap Yazın